Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 19896 - Karar Yıl 2015 / Esas No : 21571 - Esas Yıl 2014





Mahkemesi : Kastamonu İş MahkemesiTarihi : 20/11/2014Numarası : 2013/116-2014/221 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı 19/08/2005 tarihinde davalı iş yerinde işe başladığını, emeklilik için yaş şartı dışında sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurduğu için işyerinden istifa ederek kıdem tazminatını istediğini, ancak işveren tarafından kendisine kıdem tazminatının, fazla mesai yaptığı halde ücretinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve bunun da ücretinin ödenmediğini, hafta tatili ücretlerinin ve yine ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasına rağmen bu ücretlerinin de ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ile genel tatil ücreti alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur. Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir Somut olayda davacı davalı işyerinde 13.30-24.00- saatleri arasında çalıştığını ve fazla mesai ücret alacağının bulunduğunu iddia etmiştir. Davalı ise davacının fazla mesai alacağının olmadığını savunmuştur. Davacı tanıklarından Saliha biz davacı ile vardiya usulü çalıştıklarını, sabah 7.00'den gece saat:12.00'a kadar marketin açık kaldığını 2 vardıya çalıştıklarını ancak belli bir saatlerinin olmadığını , kendisinin normalde akşam saat 05.00'de devretmesi gerekirken davacının çağırıldığı zaman saat 10.00'da geldiğini veya bir daha gitmediğini , biri izinli iken diğerinin 12 saat ara vermeden çalıştığın diğer tanık B.. B.. markette 2 kişi çalışıldığını marketin sabah 07.00'den gece 12.00'a kadar açık kaldığını, ancak davacının sabah 10.00'da ya da öğlen de geldiğini, saat: 17.00'da işi devralması gerekirken iş yoğunluğundan daha erken geldiğinin de olduğunu beyan etmiş diğer tanık Yunus Sarıkaya , marketin sabah 7.30'da açılıp, gece 12.00'a kadar çalıştığını, davacını 2 vardiya çalıştığını, ancak işler yoğun olduğu zaman erken gelip işe başladığının da olduğunu beyan etmişlerdir. Mahkemece davacının normalde akşam saat 17.00'da marketi devralıp gece saat 24.00'da işyerinden ayrılıp günlük çalışmasının 7 saat olup, haftalık çalışması 42 saat olduğunu ve bundan ara dinlenme de düşüldüğünde haftalık çalışma süresinin 45 saati aşmayacağını, yine tanıkların beyanlarında bazen işler yoğun olduğunda işe daha erken geldiği beyan edilmiş ise de bu erken işe başlamanın ayın kaç günü veya haftanın kaç günü olduğu hususu açıklığa kavuşturulamadığından davacının 42 saatten fazla haftada kaç saat daha çalışıldığına dair elde bir delil bulunmayıp, davada mevcut haliyle fazla çalışma olgusu kanıtlanamamış ve bu haliyle davacının fazla çalışma yapmadığı fazla çalışma ücreti alacağı hakkının olmadığı kabul edilmiştir. Somut olayda tüm dosya içeriği ve tanık beyanlarına göre davacının tanıklardan Saliha ile davalıya ait benzin istasyonun market bölümünde nöbetleşe çalıştıkları, marketin haftanın 7 günü 07.00-24.00 saatleri arasında açık olduğu, davacı ve Saliha’in nöbetleşe olarak haftanın 1 günü izin kullandıkları ve bu günde diğer çalışanın 07.00-24.00 saatleri arasında tüm gün çalıştığı anlaşılmaktadır. Tanık beyanlarıyla da çalışma düzeninin bu şekilde olduğu sabit bulunduğundan davacının fazla mesai ücret alacağının bulunup bulunmadığı tespit edilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davacının fazla çalışması bulunmadığının kabulüyle sonuca gidilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 20.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.