T.C.YARGITAY7. Hukuk DairesiMahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla)Davalılar : 1-...2-... Dava Türü : İtirazın iptaliYARGITAY İLAMITaraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacı, davalıların işyerinde ücretli ve ... avukat olarak çalışırken meslek etiğine ve ahlaka aykırı davranışlarının tespiti neticesinde iş akitlerinin feshedildiğini, davalıların tahsil ettikleri toplam 267.440,03 TL'nin davacıya iadesi için... İcra Müdürlüğünün 2015/11340 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamı ile davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalılar cevap dilekçesi verememiştir. Mahkemece, tensip zaptı ile davacı ile davalılar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğu; iş yargılaması özel bir yargılama olduğu için işçi ile işveren arasındaki alacaktan kaynaklanan davaların özel mahkemede (İş Mahkemesinde) açılması gerektiği, dava dilekçesinin HMK'nun 114/1-c ve 115.maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.YARGITAY Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu’nun ... sayılı kararı gereğince dosya Dairemizce incelenmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.03.2007 tarih ve .... sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur....ye göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve ... Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir..Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, yargılama makamlarının işlemlerinin çelişkili bulunmaması gerekmektedir. Yani mahkemece, adaletin görünür kılınmasını sağlayacak usul ve esaslara uyulurken, taraflarda farklı anlamlandırılabilecek işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Örneğin, taraflara tebliğ edilen davetiyelerde kesin süre verilmesine rağmen kesin süre sona ermeden karar verilmesi gibi... 6100 sayılı HMK nın ön incelemenin kapsamı düzenleyen 137/1 maddesinde “dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler”, “Dava Şartları Ve İlk İtirazlar Hakkında Karar” başlıklı 138/1 maddesinde de “Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir” hükmünü getirmiştir. Mahkemece yasa hükümleri dikkate alınmaksızın tarafların hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak tensip ile birlikte görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.2-Kabule göre de; Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin görevli hukuk mahkemesince görülmesi gerekir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. Dosyaya sunulan, 09.03.2015 tarihli ve 3751 yevmiyeli iş akdinin feshine dair davacının ihtarnamesinde “…2008 yılından bu yana kısmi ortaklık şeklinde …” çalıştıklarını bildirdiği, yine ..... Sulh Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verdiği beyanında “.. hem de yokluğumda ortağım ...’un bulunduğu ortamda …” dediği, yine “Ofis içi hesap “ dökümünde davacının %40, davalı ...’in %35, davalı ...’in %25 hisse sahibi olarak yıllara göre gelir paylaşımın yapıldığı görülmektedir. Tüm bu belgelerin incelenmesinde taraflar arasında işçi işveren ilişkisi değil avukatlık ortaklığı bulunduğu, bu nedenle davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi de doğru olmamıştır.SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.