Kanun Detayı

Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 351 - Karar Yıl 2016 / Esas No : 28971 - Esas Yıl 2013





Tebliğname No : 6 - 2013/7657MAHKEMESİ : Mersin 2. Ağır Ceza MahkemesiTARİHİ : 21/11/2012NUMARASI : 2009/75 (E) ve 2012/485 (K)Suç : Yağma (Değişen suç vasfı nedeniyle tehdit)Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;1-Sanık M.. Ç..'in üzerine atılı eylemle ilgili düzenlenen A..Ruh Sağlığı ve Akıl Hastalıkları Hastanesinin 21.01.2011 gün 10001513 sayı raporunda sanığın suç nedeniyle Cezai ehliyeti yoktur. TCK'nın 32/1. maddesinden yararlanması şeklinde düzenlenip,Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 13.04.2012 gün 335 sayılı ve muhalefetle verilen raporunda sanığın cezai sorumluluğun tam olmadığı kanaat ve mütalaasına yer verilip,Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu 27 Ağustos 2012 gün 3213 sayılı raporunda “Cezai sorumluluğunun müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini azalttıracak mahiyet ve derecede olan (organik kişilik bozukluğu) denilen akli arızanın saptanıldığı, Adli dosyanın tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak mahiyet ve derecedeki bu akli arızanın etkisi altında olduğu anlaşıldığından bu duruma göre, M..K..Ç..'in 25.01.2009, 27.01.2009 tarihlerinde sanığın bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olmadığını oybirliği ile mütalaa olunmuştur. Raporlar içerisinde sanığın bir beyin tümörü ameliyatı geçirdiği yansıtılmış ancak buna ilişkin evraklar incelenmemiş ise de, raporların içeriği karşısında sonucu etkili görülmemiştir.Kusur yeteneği 5237 sayılı TCK'nın 31/2 ve 32/1. maddelerinden dolaylı biçimde tamamlanmıştır.Bu hükümler uyarınca fiilin hukuki anlam ve sonuçların algılama ve davranışlarını buna göre yönlendirme yeteneğinin bulunması halinde kusur ve yeteneğinin varlığı kabul edilmiştir. Kusur yeteneğinin iki belirgin görünümü vardır.Bunlardan ilki; kişinin işlediği fiilin hukuki anlamını ve sonuçlarını algılayabilme yeteneği,Diğeri ise; fiilin hukuki anlam ve sonucunu kavrayan kişinin davranışlarını bu algılaması doğrultusunda ve hukuk düzeninin gerekçelerine uygun olarak yönlendirme yeteneği bulunmasıdır. Algılama ve irade yeteneğin de denilen bu iki ögenin kişide bir arada bulunmaması veya bu yeteneklerin azalma meydana gelmesi durumunda ise kusur yeteneğinin tam olmadığı kabul edilmelidir.Akıl hastası olup, işlemiş olduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olan sanık “kınanamaz” yani sorumlu tutulup cezalandırılamayacağının, ancak bu halin güvenlik tedbiri uygulanmasına engel olmayacağının düşünülmeden, varsa duraksamalar giderilmeden yerinde, yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,2- İddia ve onu doğrulayan tanık A.. Y..'ın olaydan hemen sonra sıcağı sıcağına alınan beyanları ve dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın eyleminin TCK'nın 149/1-a,d, 35. maddelerinde düzenlenen yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yakınanın ve tanığın sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına neden üstünlük tanındığı açıklanmadan suçun vasfında ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. Ç.. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının korunması, 28.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.