MAHKEMESİ : Ağır Ceza MahkemesiSuç : TehditYerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;1- Oluş ve dosya kapsamına göre, olay günü gündüz vakti sanık ..., mağdure ...'nin evde yanlız olduğu saatte gelerek kapıyı çaldığı, tansiyon aleti sattığını, kendisini mağdurenin torunu olan ...'ın gönderdiğini söyleyerek evin içine girdiği, önce mağdurenin tansiyonunu ölçmek istediği, mağdure gerek olmadığını söyleyince, sanık hiçbirşey demeden mağdurenin ağzını eliyle kapattığı, mağdurenin ağlamaklı sesler çıkarması üzerine hiçbirşey demeden, mağdurenin üzerinden veya evden hiçbirşey almaya kalkışmadan evden ayrılmıştır.Sanığın yakalandığında 11.05.2011 tarihinde emniyetteki ifadesinde, mağdurenin evine bileziklerini almak amacıyla girdiğini, mağdurenin ağzını kapattığında mağdurenin canının yandığını görünce, bırakıp olay yerinden uzaklaştığını, beyan ettiği anlaşıldığından, sanığın bu eyleminin yağmaya teşebbüs olarak nitelendirileceği, ancak sanığın eylemini tamamlama imkanı varken dışardan gelen hiçbir etki olmadan kendi isteğiyle suçu işlemekten vazgeçtiği, TCK'nın 36. maddesinde suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçen kişinin eyleminin tamalanan kısmı ile cezalandırılacağının öngörüldüğü görülmektedir. Olayda tamamlanan eylemin niteliği ile ilgili olarak duraksamalar ortaya çıkmıştır. Şöyle ki; mağdure aşamalarda, sanığın tehdit içerikli hiçbir söz söylemediğini, olay sırasında da elinde bıçak veya benzeri bir alet görmediğini beyan etmektedir. Sanık da hazırlık aşamasındaki beyanında olayı kabul etmekle birlikte bıçak kullandığına dair bir ifadeye yer vermemiştir. Sanık yakalandığında üzerinde bıçak ve/veya benzeri bir eşya da ele geçirilmemiştir. 17.10.2011 tarihli celsede ise sanık eylemi gerçekleştirirken elinde bıçak olduğunu söylemiş ise de bu tarihe kadar, sanığın olay sırasında elinde bıçak bulunduğuna dair dosyaya yansıyan bir bulgu bulunmamaktadır. Hal böyle olunca;Sanığın olay sırasında elinde bıçak olduğuna ilişkin hiçbir iddia ve delil ile doğrulanmayan mahkemedeki değişen ve soyut nitelikte kalan beyanına, bu aşamadan sonra hangi nedenlerle üstünlük tanındığı denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp gösterilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde silahla tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilip, etkili eylem suçu yönünden ise suçun nitelendirilmesinin tartışmasız bırakılması, 2- Sanığın hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK'nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK'nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 17.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.