Kanun Detayı

Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 6172 - Karar Yıl 2008 / Esas No : 4363 - Esas Yıl 2008





Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar, davacılar tarafından süresi İçinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, temerrüt nedeniyle tahliye istemine İlişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalı tarafından ödenmeyen 2005 yılı Mayıs-Kasım ayianna ait yedi adet bononun tahsili için kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattıklarını, ihtarnamenin tebliği itibariyle 2006 yılı Nisan-Temmuz ayları kirasının da ödenmediğini, sözleşmenin 10. maddesi gereğince muaccel hale gelen 2006 yılı, Ağustos-Kasım ayianna ait kira karşılığı olarak verilen bonoların da ödenmediğini, 04.08.2006 düzenleme, 14.08.2006 tebliğ tarihli ihtarname ile icra takibine konu kira alacağına ilişkin bono bedelleri ile tahsile verilmeyen ihtara konu bono bedellerinin otuz gün içinde ödenmesini, aksi halde tahliyesini İstemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, icra takibine konu bonolardan kaynaklanan kira alacağının aslının ödendiğini, takibe konulmayan senetier bakımından ise ticari senetierin tahsiline ilişkin hükümlerin uygulanmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Borçlar Kanunu'nun 260. maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verifen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan, kiralayana götürülüp elden Ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak FİT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu husus da gözönünde tutulmalıdır. Tarafların anlaşmasıyla kiralayana kira bedellerine karşılık olarak bono verilebilir. Bu durumda kira alacağının tahsili ticari senede bağlanmış olup, ticari senetlerin tahsiline ilişkin hükümlerin uygulanması zorunludur. Ticari senetlerin ciro kabiliyeti bulunduğundan, kiracının kiralayana verdiği senedin halen kimin elinde olduğunu bilmesi gerekir. Senet tahsil için bankaya verilmiş ise, banka tarafından gönderilen ihbarla senedin kime ödeneceği borçlu tarafından biliniyor demektir. İhbara rağmen ödenmemesi halinde ihtar göndermek suretiyle temerrüt veya İki haklı ihtara konu yapılabilir. Senet bankaya tahsile verilmeyip alacaklının elinde ise, alacaklı borçlunun ayağına gidip senedi verip bedelini alması gerekir. Alacaklı bu yola gitmeden doğrudan doğruya keşide ettiği ihtara dayanarak temerrüt nedeniyle tahliye isteyemez. Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.10.2003 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 10-a maddesi gereğince kira bedeli her yıl için ayrı ayrı aylık olarak belirlenmiş, bunun İçin senet verileceği kararlaştırılmıştır. Davacılar, Mayıs-Kasım 2005 arası aylar kirasının tahsili için davalı hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla Kuşadası İcra Müdürlüğü'nün 2006/3833 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapmış, itiraz edilmeksizin takip kesinleşmiştir. Davalı bu şekilde kira parası karşılığı verilen bonoların davacının elinde olduğunu bilmektedir ve kira borcunu icra dosyasına ödemekle yükümlüdür. Takibin kesinleşmesi üzerine davalının bir kısım menkulleri haczedilerek 05.09.2006 tarihinde ihaleye çıkarılmış ve İhalenin kesinleşmesi üzerine satış bedeli 18.09.2006 tarihinde İcra dosyasına yatırılmıştır. Davalı adına gönderilen yukarıda söz edilen ihtarname 14.08.2006 tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna göre, davacının kira alacağı ihtarname île verilen otuz günlük süre geçtikten sonra ödenmiştir. YHGK'nın 10.07.1971 gün ve 6-1297-452 sayılı kararında da benimsendiği üzere, davalının kira borcuna karşılık bono vermiş olması kira borcunun ödenmiş olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, ihalenin ihtarname ile verilen otuz günlük süre içinde kesinleşmesi de ödemenin süresinde yapıldığını göstermez. Bu durumda mahkemece davalının süresinde ödeme yapmayarak temerrüde düşmüş olduğundan dâvanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 12.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.