Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 1772 - Karar Yıl 2014 / Esas No : 20074 - Esas Yıl 2013





MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 06/02/2013 Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde davacıların desteği olan Celalettin'in 10/04/2003 tarihinde bir akrabasının kavak ağacını budarken elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini, davalının sorumlu olduğunu, ailenin destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere davacılar yararına maddi ve manevi tazminata olay tarihinden yasal faizi ile birlikte karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK 359/2.maddesinde "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir " düzenlemesi yeralmaktadır. Somut olayda, davalı vekili 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesine dayanarak olay tarihi itibariyle husumetin Tedaş'a yöneltilmesi gerektiğini ileri sürdüğü halde mahkemece husumet itirazının değerlendirilmemesi, bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi HMK 359/2.maddesine aykırıdır. Ayrıca dosyaya sunulan ilk kusur raporunda davalı kurumun %25 kusurlu olduğunun tespiti ile yetinilmiş, itiraz üzerine ikinci kusur raporu alınmış, bu raporda ise vefat edenin %50, davalı kurumun %37,5, dava dışı kavak ağacı sahibi olan kişinin %12,5 kusurlu olduğu tespit edilmiş, bu rapor da itiraza uğramış, mahkemece uzman bilirkişiye her iki kusur raporuna göre seçenekli zarar hesabı yaptırılmış, bu rapora da itiraz edilmiş, daha sonra yeniden kusur raporu alınmış, son kusur raporunda ise davalı kurumun %25, dava dışı kavak ağacı sahibi olan kişinin %25, vefat edenin %50 kusurlu olduğu tespit edilmiş, bu rapora da itiraz edilmiş, mahkemece zarar raporunun ilk kusur raporuna göre yaptığı hesap benimsenerek hüküm oluşturulmuştur. Mahkemece hükme dayanak alınan ilk kusur raporunda kusurun dağılımının yapılmadığı, vefat edene düşen kusur oranının belirsiz olduğu, bu nedenle benimsenen kusur ve zarar raporlarının denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, önceki bilirkişilerden farklı uzmanlardan oluşan bilirkişi kuruluna kusur oranlarını belirleyen ve önceki kusur raporları arasındaki çelişkileri de gideren bir rapor hazırlatılıp, farklı bir uzman bilirkişiye de uğranılan maddi zarar tespit ettirilerek ulaşılacak sonuca uygun şekilde karar verilmesi gerekirken, yukarıda anıldığı şekilde denetime elverişli olmayan, çelişkili, itiraza uğramış adeta karmaşa oluşturan bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.