Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 1307 - Karar Yıl 2016 / Esas No : 3176 - Esas Yıl 2015





MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTaraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde dahili davalılar (davalı ... hariç) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:Y A R G I T A Y K A R A R IDavacı vekili, esas ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkili davacının, 26.11.2008 tarihinde dahili davalıların murisi davalı ...'e ait binanın önünden geçtiği sırada, yapıya ait tahta parçalarının müvekkilinin üzerine düşerek yaralanmasına sebep olduğunu, bu olaydan dolayı müvekkilinin bacağında kalıcı hasar meydana geldiğini ve işgücü kaybına uğradığını belirterek, yaşanan bu olay nedeni ile 40.000 TL manevi tazminat ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan (dahili davalılardan) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 24.04.1014 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 19.188,14 TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, dava konusu binanın olay tarihinde kullanılmadığı ve taşıdığı riskler sebebi ile müvekkillerinin ısrarlı başvuruları sonucu binanın etrafının belediye tarafından ahşap çit ile çevrildiğini ve davacının yaralanmasına sebep olan tahta parçasının bu çitten koptuğunu, bu nedenle müvekkilerine bir kusur izafe edilemeyeceği gibi husumet de yüklenemeyeceğini, kentsel sit alanında olan bu binaya müvekkillerinin hiçbir şekilde müdahalesinin söz konusu olmayacağını, ayrıca talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davacı tarafın asıl davada manevi tazminata yönelik davasının KISMEN KABULÜ ile 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26/11/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ölü davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ... müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminattan fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı tarafın birleştirme kararı verilen Mahkememizin 2012/407 Esas sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu maddi tazminata ilişkin davasının 15/06/2012 harç tarihli dava ve 24/04/2014 harç tarihli ıslah dilekçeleri birlikte değerlendirilmek suretiyle aynen kabulü ile toplam 19.188.14 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26/11/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ölü davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... hakkında açmış olduğu maddi tazminata ilişkin davanın vaki vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm dahili davalılar (davalı ... hariç) vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47.maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Yasası'nın 56/2.maddesi) gereğince hakimin, özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K'nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tesbit etmelidir.Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları )Somut olayda; davacı yararına manevi tazminat takdirinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte; olayı gelişim biçimi ve niteliği ile tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece takdir olunan 15.000,00 TL manevi tazminat miktarının fazla olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla hakkaniyete uygun bir miktarda manevi tazminat takdir edilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştirMahkemece yapılacak iş; öncelikle, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, dava konusu olayın oluş biçimi ve özellikleri ile fiilin niteliği, özellikle manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı dikkate alınmak ve yukarıda açıklanan ilkeler de gözetilmek suretiyle; hakkaniyete uygun bir miktarda manevi tazminata hükmetmek olmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.