Mahkemesi : Eyüp 2. İş MahkemesiTarih : 14.12.2006No : 1101-382Davacı tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptaline karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.Davacı 10.07.2006 tarihli dava dilekçesi ile defter ve belgeleri ibraz etme yükümlülüğünü Kurumca yapılan yazılı ihtara rağmen onbeş gün içinde mücbir sebep olmaksızın yerine getirmediği gerekçesi ile kurumca tahakkuk ettirilen idari para cezasına yaptığı itirazın kurum ünitesince reddedilmesi üzerine kurum işlemlerinin iptali için idare mahkemesinde açtığı davada iş mahkemesinin görevli olduğundan görevsizlik kararı verildiğinden bahisle kurumca tahakkuk ettirilen idari para cezasının iptalini istemiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu nedeniyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Kanunun 140/4.maddesidir.Her ne kadar 506 sayılı yasanın 140/4 maddesinin yerel mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan haline göre uyuşmazlığın çözümünde Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiş ise de, kararın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yürürlüğe giren 09.05.2007 gün ve 5655 sayılı yasayla 506 sayılı yasanın 140/4 maddesi yeniden değiştirilerek uyuşmazlığın çözümünün İdare Mahkemesine ait olduğu öngörülmüştür. Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarla, tamamlanmamış hukuki durumlarda yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 09.05.2007 gün ve 5655 sayılı yasayla değişik 506 sayılı yasanın 140/4 maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.Öte yandan görev ve yargı yolu kamu düzenine ilişkindir. Bu bakımdan karar kesinleşinceye kadar uyuşmazlığın görev ve yargı yolu açısından değerlendirilmesi ve görevsizlik kararı verilmesi usulen olanaklıdır. Hal böyle olunca, yasanın temyiz aşamasında yürürlüğe giren değişik şekli dikkate alınarak, uyuşmazlığın idare Mahkemesinde görülmesi yönünde görevsizlik kararı verilmek üzere yerel mahkeme karının bozulması gerektiği ortadadır.O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.