Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 15410 - Karar Yıl 2007 / Esas No : 9607 - Esas Yıl 2007





MAHKEMESİ: Çorum İş MahkemesiTARİHİ: 19/09/2006NUMARASI: 2006/863-2006/1511Davacı, ilk prim kesintisi yapıldığı tarihten itibaren tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Bağ-kur’un diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.2-Dava, davacının tarımsal faaliyeti nedeniyle sattığı ürün bedelinden ilk Bağ-kur prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden ay başından 04.07.2005 tarihine kadar 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece davacının 01.06.1997 tarihinden dava tarihi olan 14.04.2006 tarihine kadar tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir.Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla, 55 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Bağ-Kur’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan pancar ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır. Gerçekten Tarım Bağ-Kur sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartlarında gerçekleşmesi halinde 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve SSK’lı çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının,Çorum Şeker Fabrikasının bildirimine göre şekerpancarı ürün bedelinden yapılan ilk Bağ-Kur prim kesintisinin 20.05.1997 tarihinde Kurum hesabına yatırıldığı, dosyanın geri çevrilmesinden sonra yapılan bildirimde 2001 ve 2002 yıllarında da kesintilerin bulunduğunun anlaşıldığı, SSK şahsi sicil dosyasında bulunan hizmet cetveline göre 1977 ve 1978 yıllarında çalışmalarının olduğu ancak davacının dava dilekçesine eklediği bilgisayar çıktısı belgeye göre tespiti istenen dönem içerisinde bulunan 2005 yılında 04.07.2005-27.07.2005, 17.12.2005-28.12.2005 tarihleri arasında kısa süreli SSK’lı çalışmalarının bulunduğu, 01.06.1990 tarihinden itibaren Pancar Ekicileri Kooperatifi, 06.07.1988 tarihinden itibaren Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi ve 17.1.2005 tarihinden itibaren Tarım Kredi Kooperatifi kaydının devam ettiği, Ziraat Oda kaydının olmadığı, adına kayıtlı zirai arazisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, talep gözetildiğinde davacının sattığı ürün bedelinden ilk Bağ-Kur prim kesintisinin Kurum hesabına yatırıldığı 20.05.1997 tarihini takip eden ay başı olan 01.06.1997 tarihinden 04.07.2005 tarihleri arasındaki döneme ilişkin verilen tespit kararı yerinde ise de; talep aşılmak ve çifte sigortalılığa yol açacak şekilde 04.07.2005 tarihi ile dava tarihi olan 14.04.206 tarihlerinide kapsar şekilde tesbit kararı verilmiş olması hatalı olmuştur.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.09.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.