MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİDAVA TÜRÜ : KADASTROTaraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 133 ada 2, 5 ve 145 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 3.670,73 metrekare, 8,25 metrekare, 22.595,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı .... tarafından davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda temyize konu çekişmeli 133 ada 2, 5 ve 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 133 ada 2 ve 145 ada 2 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına, 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, adına kayıtlı Ağustos 2005 tarih 9 ve Eylül 2005 tarih 8 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Davalı taraf ise taşınmazın önceki malik ....'dan haricen satın alındığını ve uzun yıllardır kendilerinin zilyetliğinde olduğunu savunmuşlardır. Tapu kaydının mülkiyet belgesi olması nedeniyle taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalması halinde kural olarak kayda değer verilir. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde; zilyedin taşınmaz malı, kayıt malikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişi veyahut tanık sözleriyle ispat etmesi ve ayrıca en az on yıl müddetle çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunması halinde taşınmazın zilyet adına tespit ve tescil edileceği düzenlenmiştir. Davacının tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza aidiyeti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı gibi bu husus mahkemenin de kabulünde olup, diğer payların maliklerinin tapu dışı taksimle dava konusu edilmeyen başka taşınmazları almış oldukları da belirlenmiştir. Buna göre çekişme, taşınmazların davalılarca yukarıda belirtilen kayıtların malikinden tapu dışı bir yolla iktisap edilip edilmediği, buna göre davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Mahkemece; çekişmeli taşınmazların yaklaşık 25-30 yıl önce davalılar veya davalıların bayileri tarafından ....'dan tapu dışı yolla satın alındığı tarihten itibaren zilyet olan davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinde de yazılı koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Dosyadaki kayıtlar incelendiğinde davalıların satıcıları olduğu ileri sürülen ...'ın önceki malik ...'dan Şubat 1995 tarih 09, 10 ve 11 sayılı tapu kayıtları ile taşınmazları kayden satın alarak malik olduğu ve 1999 yılında da kayden ....'e sattığı anlaşılmaktadır. Kayıtlara göre ... ancak 4 yıl süreyle malik olmuştur. Buna göre kayıt malikinden kayıt dışı alanların, tapunun 1999'daki intikaline dek 10 yıllık zilyetliğinden söz edilemez. Ancak, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar davalılar veya bayilerinin taşınmazları ...'dan 25-30 yıl önce satın aldıklarını ve zilyetliklerinin de o tarihte başladığını bildirmişlerdir. Bir kimsenin maliki olmadığı bir şeyi başkasına satışından söz edilemez. Böyle bir satış varsa da geçersizdir. O halde, satıcı ...'ın taşınmazları Eylül 1999 tarihli tapu kaydında malik olan ....'dan tapu dışı bir yolla, kayden malik olduğu 1995 tarihinden evvel iktisap edip etmediğinin, böyle bir iktisap varsa açıkça tarihinin belirlenmesi, belirlenecek bu tarihe göre davalının satıcısı ...'ın taşınmazları tapu dışı yolla edindiği tarih ile taşınmazları kayden devrettiği Eylül 1999 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa'nın 13/B-b maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması zorunludur. Bunun için öncelikle; aynı hukuki sebebe dayanılarak aynı davacı tarafından açılan ve Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kalan davaların birlikte görülmesi gerektiği göz önüne alınarak tefrik edilip ayrı esaslara kaydedilen derdest dava dosyaları birleştirilmelidir. Bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi, tanıklar ve tutanak bilirkişilerinden davaya konu edilen taşınmazların niteliği, intikali, tasarrufu, özellikle önceki malik ...'ın taşınmazları kayden malik olduğu 1995 tarihinden önce daha önceki kayıt maliki ...'dan tapu dışı bir yolla iktisap edip etmediği, iktisap etmiş ise açık tarihi, belirlenecek bu tarihe göre davalıların satıcısı olduğu ileri sürülen ....'nin zilyetliğinin başlangıç tarihi davalı tarafa satılıp satılmadığı; satılmışsa hangi tarihte satılıp, zilyetliğin devredildiği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller göz önüne alınmak suretiyle davalı tarafın taşımazı tapu dışı yolla satın aldığını ileri sürdüğü ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 13/B-b maddesinde öngörülen koşullarının gerçekleşmiş olup olmadığı, buna bağlı olarak, davalının da aynı Kanun hükmünden yararlanıp yararlanmayacağı tartışılıp değerlendirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı .... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.