Tebliğname No : 11 - 2011/95213MAHKEMESİ : Ankara 10. Ağır Ceza MahkemesiTARİHİ : 02/12/2010NUMARASI : 2009/77 (E) ve 2010/335 (K)Suç : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilikDosya incelenerek gereği düşünüldü;Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.Sanığın sahibi ve yetkilisi olduğu O. Teks.Tur.İnş.Nakl.San.ve Tic.Ltd.Şti. adına düzenlediği 25.000 TL bedelli suça konu çeki katılana verdiği, katılanın çeki tahsil için bankaya ibraz ettiğinde banka görevlilerinin incelemesinde çekteki imza ile sanığın bankada bulunan imza sirkülerindeki imzaların farklı olması nedeniyle çekin ödemesinin yapılmadığı iddia olunan olayda, katılanın mahkemedeki beyanında, suça konu çeki M. S.'nun kendisine ciro ettiğini beyan etmesi, sanığın da savunmasında S. Ltd.Şti ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, bu çeki ortağı olan M. S. Y.'ın S. Gıda Tic. Ltd.Şti'ne vermiş olabileceğini beyan etmesi, dosya içerisinde bulunan Ankara Ticaret Odası'nın 14.01.2010 tarihli yazı cevabında S. Gıda Tic. Ltd.Şti yetkilisinin de M. S. Y. olduğunun anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanığın ortağı olduğunu beyan ettiği M. S.Y.'ın ve S. Gıda Tic. Ltd.Şti yetkilisi başkaca bir şahıs var ise açık kimliği tespit edilerek suça konu çekle iligili olarak tanık sıfatı ile beyanlarının alınması gerektiğinde imza incelemesi yaptırılmaması katılandan suça konu çekin hangi ticari ilişki sonucunda kim tarafından kendisine verildiğinin varsa şirket kayıt ve belgeleride getirtilerek kesin olarak tespit edilmesi sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.