MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİTaraflar arasında görülen davada (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/11/2013 tarih ve 2012/325-2013/237 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/02/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin babası .....'nun 1974 yılında kurduğu davalı şirketin 27/01/2012 tarihine kadar ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, toplantılardan ve mali durumdan bilgi verilmediği için görevinden istifa ettiğini, çoğunluk pay sahibi .... ailesinin şirketi kötü yönettiklerini ve genel kurul kararlarını uygulamamaya başladıklarını, müvekkilinin istifasından önceki döneme ilişkin huzur hakkı alacağının 62.500 TL olduğunu, ihtara rağmen davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine icra takibi ile Ocak 2011-Ocak 2012 yılları için 13 aylık toplam 32.500 TL huzur hakkı ile 1.943 TL cari hesap alacağının talep edildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, takip dışı huzur alacaklarının ödenmişse miktarının şirket kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenle belirsiz dava açıldığını ileri sürerek, asıl davada 15.000 TL'nin tahsilini, birleşen davada da davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiş, daha sonra eksik harcını yatırarak, alacak davasındaki talebini 27.565 TL olarak bildirmiştir. Davalı vekili, asıl ve birleşen davaların reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirketteki hissesini dava dışı ...'a 08/03/2011 tarihinde devrettiği ve .... Noterliği'nin 27/01/2012 tarihli ihtarı ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, davacının yönetim kurulu üyeliği görevi için Ocak 2010-Ocak 2012 döneminde toplam 62.500 TL hakkı huzur ücreti alacağının tahakkuk ettirildiği ve kasa hesabından ödeme şeklinde kayıt düşülerek cari hesabındaki alacağın kapatıldığı, cari hesaptaki bu ödemelerin ödeme listesi ve banka dekontlarına göre davacının şahsına ait kredi kartı harcamaları için yapıldığı, davalı şirket tarafından bu şekilde davacının huzur hakkı alacağına karşılık toplam 95.527 TL ödemede bulunulduğu, buna göre davacının davalı şirketten huzur hakkı alacağının kalmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin huzur hakkı alacağından kaynaklanmakta olup, mahkemece davacının 62.500 TL huzur hakkı alacağının tahakkuk ettiği, şirket kayıtlarına kasa hesabından ödeme şeklinde kayıt düşüldüğü, davacının kredi kartı harcamalarının huzur hakkı alacağına mahsuben ödendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf bilirkişi raporuna karşı beyanında dekontlarda şirket adına ödeme yapıldığının belli olmadığını, ödemeleri yapan ...'ya elden para vererek kredi kartı ödemelerini yaptırdığını, ödemelerin hesap hareketleri incelenerek gerçekten şirket tarafından yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini bildirerek itirazlarda bulunduğu halde, mahkemece davacının ek rapor alınmasına ilişkin talebi reddedilerek ciddi itirazları üzerinde durulmadan hüküm kurulmuştur.Bu itibarla mahkemece, bilirkişi heyetinden ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, şirket kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılması, davacının kredi kartı harcamalarının şirket tarafından ödenip ödenmediğinin belirlenmesi, dosyada davacının huzur hakkı talep ettiği tarihten önceye ait kredi kartı harcamalarına ilişkin benzer dekontlar bulunduğundan, davacının şirketten olan huzur hakkı alacaklarını davalının savunduğu gibi tahsil edip etmediği konusunda teamül oluşup oluşmadığının tespit edilmesi, HMK.'nın 31. maddesi uyarınca hakimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü husular hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, delil gösterilmesini isteyebileceği gözetilerek, gerektiğinde dekontlarda ismi geçen ....'nın dinlenip, kredi kartı harcamalarına ilişkin olarak paraları davacıdan mı, yoksa davalı şirketten mi aldığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.