Kanun Detayı

Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 8495 - Karar Yıl 2007 / Esas No : 6938 - Esas Yıl 2007





MAHKEMESİ : KARAMÜRSEL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 11/04/2007NUMARASI : 2003/440-2007/114Taraflar arasında görülen davada;Davacı, ortak miras bırakanı babaları A..T...in 28 ada 42, 43, 44, 47, 48 ve 49 parsel nolu taşınmazlarını oğlu davalı R..a, 28 ada 31, 36, 37, 38, 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlarını da davalı kızı M...ye mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, taşınmazların tapu kaydının iptaliyle davacı ve davalılar adına tescil isteminde bulunmuştur.Davalılardan M. ..murisin davacıya da yer vererek taşınmazlarını paylaştırdığını belirtip davanın reddini savunmuş, davalı R.... davayı kabul etmiştir.Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı ve davalı R... tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR-Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden miras bırakanın 28 ada 42, 43, 44, 47, 48 ve 49 parsel sayılı taşınmazlarını davalı R...a 28 ada 31, 36, 37, 38, 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlarını da davalı Meşrure'ye 18. 01.2001 tarihinde, farklı akitlerle satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakanın yapmış olduğu temliklerin kendisinden mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece miras bırakanın yaptığı temliklerin paylaştırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirascılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler Hemen belirtmek gerekirki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamıyacağıda kuşkusuzdur. Somut olaya gelince, miras bırakanın taraflar dışında başkaca mirasçısının bulunmadığı, bir kısım taşınmazlarının davalı R... bir kısmının da davalı M...satış yoluyla temlik edildiği kayden sabittir. Davalı M.. her ne kadar miras bırakanın temlikteki amacının sağlığında mal varlığını mirasçılar arasında paylaştırma olduğunu savunmuş ise de, miras bırakandan davacıya devredilen herhangi bir taşınmazın bulunmadığı yapılan araştırma ile sabit olup savunma kayden kanıtlanmamıştır. Kaldı ki davacıya bırakıldığı belirtilen taşınmazların halen miras bırakan adına tescilli olduğu görülmektedir.O halde, davalının savunmasına itibar edilemeyeceği açıktır. Oysa, diğer davalı R... davacının iddiasının doğru olduğunu bildirerek davayı da kabul etmiştir. Öyleyse yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde bir denkleştirmenin varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile aksi yönde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, davalı R..ın kabulüne değer verilmemiş olması da doğru değildir.Davacı ve davalı R..temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.