Anasayfa / İçtihat / Yargıtay Karar No : 4990 - Karar Yıl 2007 / Esas No : 3697 - Esas Yıl 2007





MAHKEMESİ: ALAÇAM ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ: 19/12/2006NUMARASI: 2006/175-258DAVA TÜRÜ: ELATMANIN ÖNLENMESİ, ECRİMİSİL,Taraflar arasında görülen davada;Davacı, .. parsel sayılı taşınmazda davalı ile birlikte miras bırakanlarından dolayı paydaş bulunduklarını, davalı tarafın payından fazla yer kullanması sebebiyle paylarını kullanamadıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece, davacının payına davalı tarafın müdahale ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar, davalı A..ve dahili davalılar N.. ve B..tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi.. raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR-Dava, paya elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ..parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalının murislerinin pay sahibi olduğu, taşınmazda başka paydaşların da bulunduğu, bazı paydaşların paylarını yargılama aşamasında 3.şahıslara temlik ettiği ve HUMK'nun 186.maddesi uyarınca anılan kişilerin davada yer aldığı ve dava koşulunun yerine getirildiği görülmektedir. Davacı, dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazda davalının payından fazla yer kullandığını yargılama sırasında ise intifadan tamamen men edildiğini ileri sürmüştür.Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır. O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak, davacıların taşınmazda payına karşılık kullanabileceği çekişmesiz yer olup olmadığının açıkça saptanması taplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.5.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.