Anasayfa /
İçtihat /
Yargıtay Karar No : 1367 - Karar Yıl 2015 / Esas No : 17516 - Esas Yıl 2014
MAHKEMESİ : BİSMİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 18/06/2014NUMARASI : 2013/714-2014/755Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, Kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.Davacı, kayden malik olduğu .... ada 8 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü davalının haksız olarak ekip biçmek suretiyle kullandığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Davalı, taşınmazı kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; .... ada 8 parsel sayılı susuz tarla vasıflı taşınmazın tapuda dava dışı M.. C.. adına cebri satış suretiyle 11.09.2013 tarihinde tescil edilmiş olduğu, bu parselin geldisini teşkil eden 15 parsel sayılı taşınmazın ise davacı A.. Y.. adına 19.07.2002 tarihinde tescil edildiği, davacının 2009-2013 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil talep ettiği anlaşılmaktadır.Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)Somut olaya yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bakıldığında; davacının 5 yıllık ecrimisil istediği, ancak davalının taşınmazı 20 yıldır kullandığı, davacının bu duruma ses çıkarmadığı, ne varki, 18.06.2014 tarihli oturumda davalının “davacı tarafın bundan yaklaşık 1-2 yıl evvel benim kendi arazisine taştığımı iddia ederek sınırları tespit etmek amacıyla kadastrocu getirdiği doğrudur. Kadastrocunun yaptığı ölçümle benim davacının tarlasına kaydığım sonucu çıkmıştır..” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir. Bu durumda, Davalının taşınmazı muvafakata dayalı olarak kullandığı, ancak davacının taşınmazın sınırları için ölçüm yaptırdığı tarihten itibaren, artık davalının kullanımına muvafakat etmediği açıktır.Hâl böyle olunca, davacı tarafından hangi tarihte kadastro elamanı ile ölçüm yaptırıldığı saptanarak, bu tarihten itibaren belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması, ayrıca taşınmazın toplulaştırma işlemi gördüğü anlaşılmakla, toplulaştırma işleminin hangi tarihte yapıldığı ve toplulaştırma işlemi sırasında sınırlarda kayma olup olmadığı da belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları bu sebeple yerindedir.Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.